<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Kitabu&#39;s-Sunne</title>
        <description>    Bismillahirrahmanirrahim</description>
        <link>http://kitabussunne.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 22:05:53 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>SADAKALLAHU'L-AZİM DEMEK</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/sadakallahu-l-azim-demek_3405869.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/sadakallahu-l-azim-demek_3405869.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Kuran okuduktan sonra sadakallahul azim demek adet olmuştur.Oysa ne Rasulullah (s.a.v) den, ne sahabeden, nede tabiin den ne de dört imamdan böyle denileceğine dair bir şey nakledilmemiştir. Kuran okumak ibadettir. Buna bir ilave yapmaksa bidattir. Zira Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır. &quot;Herkim hakkımızda emrimiz olmayan bir amel ile amel ederse, o merduttur.&quot; (Buhari, Müslim) Bu sözün söyleneceğine daiir kitap, sünnet ve sahabeden delil yoktur. Bu sonradan gelen insanların çıkardığı bir bidattir. Rasulullah (s.a.v) İbn Mesud (r.anh)dan Kuran dinlemiş ve: &quot;Seni onlara şahit olarak göstereceğimiz zaman&amp;nbsp; halleri nice olacak (Nisa 41) ayetine gelince ona &quot;sus&quot; demiş. Ama ona: sadakallahulazim dememiş veya demesini emretmemiştir. (Buhari) Hicazın müftüsü Alleme Şeyh Abdulaziz b baz (r.aleyh) onun bidat olduğunu açıklamıştır. &quot;Deki Allah doğruyu söylemiştir. Öyleyse , hakka yönelmiş olarak İbrahim'in&amp;nbsp; dinine uyunuz&quot; ayetine gelince , bu ayet yahudilerin sözüne cevap olarak söylenmiştir. Çünkü bir önceki ayette&amp;nbsp; &quot;Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa &quot; diye geçmektedir. Ayrıca Rasulullah (s.a.v) bu ayeti bildiği halde&amp;nbsp; Kuran okuduktan sonra&amp;nbsp; söylememiştir. Bu Bidat bir sünneti öldürmektedir. Zira Rasulullah (s.a.v) &quot;Kim Kuran okursa okuduktan sonra Allah'a dua etsin&quot; buyurmaktadır (Tirmizi hasen hadis)&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; (R. Ebu Davud derki: nasıl ki öğle namazının farzının&amp;nbsp; beş rekat sabah namazının farzının 3 rekat olduğu kabul edilemezse ve kılınamazsa bu da aynıdır.Bu bidat güzel görülsede Allah Rasulu yapmadığı için bu felakettir)&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/sadakallahu-l-azim-demek_3405869.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 26 Jun 2007 18:59:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>SÜNNET İNKARI VE GAYESİ</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/sunnet-inkari-ve-gayesi_3360085.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/sunnet-inkari-ve-gayesi_3360085.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; BİSMİLLAH&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/B&gt;&lt;I&gt;Bugünlerde birileri dinin temel kaynaklarından biri olduğuna inandığımız, din olduğuna inandığımız, vahyin bir parçası olduğuna inandığımız Rasulullah (s.a.v) sünnetini ekarte etmeye, reddetmeye çalışıyorlar.Bize Kuran yeter, dinimizi yaşamak için bizim Allah&amp;#8217;ın Kitabı&amp;#8217;ndan başka bir şeye ihtiyacımız yoktur diyerek, Rasulullah&amp;#8217;ı ve sünnetini silerek, kendilerince bir din icad etmeye çalışıyorlar. Rasulullah&amp;#8217;ın Kuran konusundaki anlayışını ve uygulamalarını, yeryüzünün en hayırlı nesli olan onun pırlanta ashabının, onlardan sonra gelen tabiinin, tebeu tabiini.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/sunnet-inkari-ve-gayesi_3360085.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 22 Jun 2007 11:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Oruç meselesi</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/oruc-meselesi_3347302.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/oruc-meselesi_3347302.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE class=MsoNormalTable cellSpacing=0 cellPadding=0 border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD width=&quot;100%&quot;&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;TABLE class=MsoNormalTable cellSpacing=1 cellPadding=0 width=527 border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD width=521&gt;
&lt;P align=center&gt;&quot;Hilal görüldüğünde oruca başlayınız.Hilal görüldüğünde orucu bozunuz.&quot;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Şüphesiz ki Ramazan orucu, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı müslümanların Rableri ile alakasını tanzim eden ibadet olmalarına ilaveten İslâm ümmetinin genel görüntülerindendirler. İslâm ümmeti aralarında ayrılığa sebep olan siyasi yöneticilerin kararlarına ve saray mollaları olan nifak alimlerinin fetvalarına değil de aralarında birliği emreden Allahu Teâla&amp;#8217;nın emirlerine itaat ederek aynı günde berab.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/oruc-meselesi_3347302.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 21 Jun 2007 10:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>CENNET, CENNET NİMETLERİ VE CENNETLİKLERİN SIFATI</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/cennet-cennet-nimetleri-ve-cennetliklerin-sifati_3286186.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/cennet-cennet-nimetleri-ve-cennetliklerin-sifati_3286186.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Ebu Hureyre'den (r.a.) nakledildiğine göre:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Peyamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &quot;Aziz ve Celil Allah: Ben iyi kullarım için hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insanın kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyurdu.&quot; Allah'ın kitabında bunu tasdik eden delil şu ayettir: Artık yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne sevinçler saklandığını hiç kimse bilemez.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5050&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Hureyre (r.a.)&lt;BR&gt;Allah Resulü'nün (a.s.): &quot;Şüphesiz Cennette bir ağaç vardır ki bir süvari onun gölgesinde yüz sene yürür&quot; buyurduğunu rivayet etmiştir.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5054&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sehl b. Sa'd (r.a.)&lt;BR&gt;Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu söylemiştir: &quot;Şüphesiz Cennette bir ağaç vardır ki bir süvari onun gölgesinde yüz sene yürüse de gölgesini bitiremez.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5055&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Saîd Hudrî'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.): &quot;Şüphesiz Cennette öyle bir ağaç vardır ki bir süvari, süratli, talimli, iyi cins bir at ile yüz sene yürüse de onu bitiremez&quot; buyurmuştur.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5056&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Saîd Hudrî'den (r.a.) bildirildiğine göre:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.): &quot;Allah, Cennet ahalisine: Ey Cennet ahalisi! diye hitap buyurur. Onlar: Ey Rabbimiz! Sana iki defa icabet ederiz ve kullukta daimiz. Hayır senin iki elindedir derler. Allah: Razı oldunuz mu? buyurur. Kullar: Ya Rab! Nasıl razı olmayalım? Sen bize mahlûkatından hiç bir kimseye vermediğini ihsan buyurdun! derler. Allah: Bundan daha kıymetlisini vereyim mi? buyurur. Onlar: Ey Rabbimiz! Bundan daha kıymetli ne olabilir ki? derler. Bunun üzerine Allah: Ben size rıdvanımı (razımı) helal kılıyorum ve artık bundan sonra sizlere ebediyen kızmam! buyurur.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5057&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sehl b. Sa'd'dan (r.a.)&lt;BR&gt;Allah .. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/cennet-cennet-nimetleri-ve-cennetliklerin-sifati_3286186.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>FİTNELER VE KIYAMET ALÂMETLERİ</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/fitneler-ve-kiyamet-alametleri_3286178.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/fitneler-ve-kiyamet-alametleri_3286178.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Zeynep bt. Cahş'ın (r.ah.) anlattığına göre:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.) bir kere uykusundan: &quot;Allah'tan başka ilah yoktur. Vukuu yaklaşan şerden dolayı vay Arab'ın haline! Bugün Ye'cüc ve Me'cüc seddinden şu kadarı açıldı&quot; diyerek uyandı. Süfyan eliyle on işareti yapmıştır. Ben: Ey Allah'ın Resulü! İçimizde bunca iyi kimseler varken biz helak olur muyuz? dedim. Allah Resulü! &quot;Evet. Pislik ve kötülük çoğaldığı zaman&quot; diye cevap verdi.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5128&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Hureyre (r.a.)&lt;BR&gt;Hz. Peygamber'in (a.s.): &quot;Bu gün Ye'cüc ve Me'cüc seddinden şunun gibi bir delik açıldı&quot; buyurdu. Ravi Vuheyb, eliyle doksan işaretini yapmıştır.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5130&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hz. Aişe'nin (r.ah.) anlattığına göre:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.) uykusunda sıçradı. Biz Ey Allah'ın Resulü uykunda şimdiye kadar yapmadığın bir şey yaptın dedik. Bunun üzerine: &quot;Şaşacak şey! Ümmetimden bir takım insanlar Kâbe'ye sığınmış Kureyşli bir adam sebebiyle Kâbe'ye kastediyorlar. Nihayet onlar Beyda'ya ulaştıkları zaman yere batırıldılar&quot; buyurdu. Biz: Ey Allah'ın Resulü! Şüphesiz ki yolda bir çok insan olabilir, dedik. Resulüllah: &quot;Evet, onların arasında bilerek gelenler, zorlananlar ve yolcular da vardır. Bunların hepsi birden helak olacaklar da farklı yerlerden çıkacaklar. Allah onları niyetlerine göre diriltecektir&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5134&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Üsame'nin (r.a.) naklettiğine göre:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.) Medine'nin burçlarından birine çıkıp baktı da sonra: &quot;Benim gördüğümü görebiliyor musunuz? Ben evlerinizin aralarında fitnelerin yerlerini, su gözleri gibi görüyorum&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5135&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Hureyre (r.a.)&lt;BR&gt;Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: &quot;Gelecekte bir takım fitneler olacaktır. Fitne zamanında oturan kiş.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/fitneler-ve-kiyamet-alametleri_3286178.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:33:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>EVLENME (NİKÂH)</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/evlenme-nikah_3286167.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/evlenme-nikah_3286167.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Abdullah b. Mesûd'un (r.a.) Alkame'den rivayet ettiğine göre, Alkame şöyle dedi:&lt;BR&gt;Ben Mina'da Abdullah b. Mesûd ile beraber yürüyordum. Derken, Osman b. Affan Abdullah'a rastladı ve onunla konuşmaya başladı. Osman, ona: &quot;Ey Ebu Abdurrahman! Seni genç bir hanımla evlendirsek, olur ki sana geçen zamanından gençliğinin ve kuvvetinin bir kısmını hatırlatır&quot; dedi. Abdullah cevaben: Sen böyle söylediysen Resulüllah'da (a.s.) bize şöyle buyurmuştur: &quot;Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha çok uzaklaştırıcı, iffeti de çok daha koruyucudur. Evlilik külfetine güç yetiremeyenler ise oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti kıran bir şeydir.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 2485&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Enes'ten (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber'in ashabından bir gurup, onun özel olarak yaptığı iş ve ibadetlerini öğrenmek maksadıyla, zevcelerine müracaat etmişlerdi. Gerekli bilgileri aldıktan sonra, bunlardan birisi: Ben, kadınlarla evlenmeyeceğim; diğeri: Ben, et yemeyeceğim; ötekisi de: Ben döşekte uyumayacağım, diye söylendiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.) Allah'a hamd ve sena ettikten sonra: &quot;Bazı kimselere ne oluyor ki, şöyle şöyle demişler. Ama ben hem namaz kılar, hem uyurum. Bazen oruç tutar bazende tutmam. Kadınlarla da evlenirim. İşte her kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 2487&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sa'd b. Ebu Vakkas (r.a.)&lt;BR&gt;&quot;Resulüllah (a.s.) Osman b. Mazûn'un kadınlardan ve Dünya lezzetlerinden uzak durmasına izin vermedi. Eğer Hz. Peygamber onun uzletine izin verseydi, biz husyelerimizi çıkartıp hadımlaşırdık&quot; demiştir.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 2488&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:&lt;BR&gt;Yanımızda kadınlar bulunmadığı halde biz Resulüllah (a.s.) ile beraber gazveye giderdik. Bu seb.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/evlenme-nikah_3286167.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:32:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ORUÇ</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/oruc_3286158.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/oruc_3286158.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.): &quot;Ramazan geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır&quot; buyurmuştur.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1793&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İbn Ömer (r.a.) şöyle anlatır:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.) Ramazandan bahisle: &quot;Hilali görmedikçe oruç tutmayınız. Ve yine hilali görmedikçe iftar etmeyiniz (bayram yapmayınız). Eğer hilal size karşı bulutla örtülürse, hilal için takdir (yani hesap) yapınız&quot; buyurmuştur.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1795&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.): &quot;Ramazan hilalini gördüğünüzde oruç tutunuz. Şevval hilalini gördüğünüzde ise iftar edin (bayram yapın). Hava bulutlu olursa otuz gün oruç tutunuz&quot; buyurmuştur.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1808&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Hureyre (r.a.) şöyle nakletmiştir:&lt;BR&gt;Resulüllah (a.s.): &quot;Bir veya iki gün öncesinden oruç tutmak suretiyle sakın Ramazanın önüne geçmeyiniz. Bir kimsenin âdet edindiği bir orucu tutması bundan müstesnadır. Böyle bir kimse o orucunu varsın tutsun&quot; buyurmuştur.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1812&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ümmü Seleme (r.a.) şöyle haber vermiştir:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.) bazı aile fertleri yanına bir ay süreyle girmemeye yemin etmişti. Yirmi dokuz gün geçince, günün evvelinde (yahut sonunda) onların yanına girdi. Kendisine: &quot;Ey Allah'ın Resulü! Sen bizim yanımıza bir ay girmemeye yemin etmiştin&quot; denildiğinde Hz. Peygamber: &quot;Ay, yirmi dokuz gün olur&quot; buyurmuştur.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1816&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Bekre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.): &quot;Bayram ayları noksan olmazlar. Bunlar, Ramazan ve Zil-hicce aylarıdır&quot; buyurmuştur.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1822&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Adiy b. Hatim (r.a.) şöyle haber vermiştir:&lt;BR&gt;...Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt e.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/oruc_3286158.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:31:01 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ZEKÂT</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/zekat_3286148.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/zekat_3286148.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Ebu Saîd Hudrî'nin (r.a.) haber verdiğine göre:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &quot;Beş vesk miktarının aşağısında zekât yoktur. En aşağı üçer yaşında beş deveden aşağısında da zekât yoktur. Yine beş ukıyye (yani iki yüz dirhem) den az miktar (gümüş) da da zekât yoktur.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1625&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Hureyre'nin (r.a.) bildirdiğine göre:&lt;BR&gt;Resulüllah (a.s.): &quot;Müslüman kimse üzerine, hizmetçisi ve atından dolayı zekât yoktur&quot; buyurmuştur.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1631&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Hureyre (r.a.) şöyle haber vermiştir:&lt;BR&gt;Resulüllah (a.s.) Ömer'i (r.a.) zekât toplaması için gönderdi. (Ancak) İbn Cemil, Halid b. Velid ve Resulüllah'ın amcası Abbas'ın, zekât vermedikleri (Ömer tarafından Peygamber'e) iletildi. Bunun üzerine Resulüllah (a.s.) şöyle buyurdu: &quot;İbn Cemil zekât vermekten nasıl geri durabilir ki? O fakir iken Allah onu zengin kılmıştır. Halid'e gelince, siz (Halid'den zekât istemekle) ona zulm ediyorsunuz. Halid zırhlarını ve bütün harp aletleri ve hazırlıklarını Allah yoluna tahsis etmiştir. Abbas'a gelince onun zekâtı (müddetinden önce) bir misli ile beraber (verilmiş olup) bendedir.&quot; Sonra Hz. Peygamber: &quot;Ey Ömer! Sen kişinin amcasının, babasının öz kardeşi olduğunu bilmiyor musun?&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1634&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İbn Ömer (r.a.) şöyle anlatır:&lt;BR&gt;&quot;Resulüllah (a.s.) Ramazan da fıtır sadakasını müslümanların hür, köle, erkek, kadın her birisi üzerine, hurmadan bir sa' yahut arpadan bir sa' olarak emir buyurdu.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1635&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Saîd Hudrî (r.a.) şöyle haber vermiştir:&lt;BR&gt;Biz fıtır sadakasını her çeşit yiyeceklerden bir sa' olarak ayırırdık: Arpadan bir sa' veya hurmadan bir sa' veyahut ekıt (yağı alınmamış kuru yoğurt) den bir sa' veyahutta kuru üzümden bir sa' olarak.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim&amp;#39.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/zekat_3286148.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>YOLCULARIN NAMAZI VE BUNUN KISALTILMASI</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/yolcularin-namazi-ve-bunun-kisaltilmasi_3286138.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/yolcularin-namazi-ve-bunun-kisaltilmasi_3286138.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Cabir b. Abdullah (r.a.) şöyle dedi:&lt;BR&gt;Ben Allah Resulü (a.s.) ile birlikte korku namazının kılınmasında hazır bulundum. Bizi iki saf yaptı. Bir saf Allah Resulü'nün arkasında durdu. Düşman da bizimle kıble arasında bulunuyordu. Peygamber tekbir aldı. Biz de beraberce tekbir aldık. Sonra (kıraatın ardından) rükuya vardı. Biz de beraberce rükuya vardık. Sonra rükudan başını kaldırdı, biz de beraberce kaldırdık. Sonra Allah Resulü ve kendisini takip eden halk secdeye gitti. Geride bırakılan saf düşman karşısında durdu. Peygamber ve kendisini takip eden saf sücudu bitirip kalkınca gerideki saf secdeye vardı ve kalktılar. Sonra geride bırakılan saf ileri geçti, öndeki saf da geriye çekildi. Sonra (kıraatın ardından) Peygamber rükuya vardı, biz de beraberce rükuya vardık. Sonra rükudan başını kaldırdı, biz de beraberce kaldırdık. Sonra Peygamber ve ilk rekâtı kılarken geride bırakılmış olup şimdi hemen Peygamber'in ardında bulunan saf secdeye vardılar. Bu sefer geride düşman karşısında bulunan saf kalktı, Peygamber ile kendisini takip eden saf secdeyi bitirince geriye bırakılan saf secdeye gidip secde ettiler. Sonra Peygamber selam verdi, biz de beraberce selam verdik. Cabir Sizin şu muhafızlarınızın, valilerini (emîrlerini) korumak için yaptıkları gibi, dedi.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1387&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sehl b. Ebu Hasme (r.a.) şöyle anlatır:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.) korku zamanında ashabına namaz kıldırdı: Sahabeleri kendi arkasında iki saf yaptı. Arkasından kendi peşindeki safa bir rekât kıldırdı. Sonra kalktı, daha arkada bulunanlar bir rekâtı kılıncaya kadar kendisi ayakta kaldı. Sonra arkadakiler öne geçti ve önlerinde bulunanlar da geriye gittiler. Allah Resulü yeni gelenlere de bir rekât kıldırdı. Sonra geri çekilenler bir rekât kılıncaya kadar oturdu, sonra selam verdi.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 1389&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Cabir b. Abdullah (r.a.) şöyle dedi:&lt;BR&gt;All.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/yolcularin-namazi-ve-bunun-kisaltilmasi_3286138.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:30:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MESCİTLER VE NAMAZ KILMA YERLERİ</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/mescitler-ve-namaz-kilma-yerleri_3286127.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/mescitler-ve-namaz-kilma-yerleri_3286127.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Ebu Zerr (r.a.) şöyle anlatır:&lt;BR&gt;Ey Allah'ın Resulü! Yeryüzünde (ibadet için) yapılan ilk mescit hangisidir? diye sordum. &quot;Mescid-i Haram&quot; buyurdu. Ben: Sonra hangisi? dedim. Allah Resulü: &quot;Mescid-i Aksa&quot; buyurdu. Ben: Bu iki mescidin kuruluşu arasında ne kadar zaman vardır? dedim. Allah Resulü: &quot;Kırk sene vardır. Namaz sana nerede yetişirse namazı orada kıl. İşte orası bir mescittir&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 808&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Cabir b. Abdullah Ensari'nin (r.a.) naklettiğine göre:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &quot;Benden evvel hiçbir kimseye verilmedik beş (şey hep birden) bana verilmiştir: Her Peygamber özellikle kendi kavmine gönderilirken ben kırmızı siyah bütün insanlara gönderildim. Ganimetler bana helal edildi, halbuki benden evvel kimseye helal edilmemiştir. Yer (yüzü) bana temiz, temizlik sebebi ve mescit kılındı. Onun için kim olursa olsun namaz vakti gelip çatmış ise bulunduğu yerde namazı kılıversin. Önümdeki bir aylık yola kadar (düşmanlarımın kalbine) korku (salmam) için bana yardım edildi ve bana şefaat (etme hakkı) verildi.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 810&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &quot;Diğer Peygamberlere verilmeyen altı şey bana verilmek suretiyle üstün kılındım: Bana az sözle çok mana ifade etme gücü verildi. (Düşmanlarımın kalbine) korku salmam hususunda bana yardım edildi. Ganimetler bana helal kılındı. Yer (yüzü) bana bir temizlik vasıtası ve bir mescit kılındı. Tüm insanlığa Peygamber gönderildim. Benimle Peygamberler sona erdi.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 812&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.) Medine'ye geldi ve Medine'nin yüksek tarafında Amr b. Avf oğullarının bulundukları yerde (yurtta) konakladı. Onların içinde 14 gece kaldı. Sonra (dayıları olan) Neccar oğullarına haber gönderdi. Onlar da kılıçları.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/mescitler-ve-namaz-kilma-yerleri_3286127.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:29:01 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>NAMAZ</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/namaz_3286113.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/namaz_3286113.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle anlatır:&lt;BR&gt;Müslümanlar (muhacir olarak) Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar ve namazların vakitlerini gözetlerlerdi. Namaz vakitlerini hiçbir kimse ilan etmezdi. Bir gün bu hususta konuştular. bazıları Hıristiyanların çanı gibi bir çan edinin; diğer bazıları da Yahudilerin borusu gibi bir boru olsun dediler. Ömer (Halkı) namaza çağırmak için niye bir adam göndermiyorsunuz? dedi. Allah Resulü (a.s.): &quot;Ey Bilâl! kalk namaz için çağrıda bulun&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 568&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Enes (r.a.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Bilâl'e Ezan lafızlarını ikişer ikişer, kamet lafızlarını da birer birer söylemesi emredildi.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 569&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İbn Ömer (r.a.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Allah Resulü'nün (a.s.) iki müezzini vardı. Birisi Bilâl, Birisi de a'ma olan İbn Ümmü Mektum idi.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 573&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Saîd Hudrî'nin (r.a.) naklettiğine göre:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &quot;Müezzinin çağrısını işittiğiniz zaman siz de onun dediği gibi deyiniz.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 576&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurdu: &quot;Namaza çağrıldığını işittiği vakit şeytan müezzin sesini duymamak için yellenerek hızla kaçar, müezzin susunca döner vesvese verir. Kameti işittiği zaman, sesini duymamak için yine kaçar. Müezzin susunca tekrar döner ve vesvese vermeye çalışır.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 582&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Allah Resulü'nün (a.s.) namaz kılışını gördüm. Allah Resulü, namaza başladığı zaman rükuya gitmeden evvel ve bir rükudan doğrulduğu zaman ellerini omuzları hizasına getirinceye kadar kaldırırdı. Secdelerde ise ellerini kaldırmazdı.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 586&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Kılâbe (r.a.)&lt;BR&gt;Malik b. Huveyris'i şu şekilde namaz kıl.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/namaz_3286113.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:29:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>HAYIZ</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/hayiz_3286107.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/hayiz_3286107.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Aişe (r.ah.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;İçimizden (müminlerin annelerinden) birisi hayızlı olduğu zaman Allah Resulü (a.s.) ona emrederdi. O da bir izar (fûta) bağlardı. Sonra kendisi kadınla mübaşeret ederdi.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 440&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Meymune (r.ah.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.), kadınlar hayızlı bulundukları zaman onlarla izar üstünden mübaşeret ederdi.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 442&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Müminlerin annesi Ümmü Seleme (r.ah.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.) ile beraber bir abaya bürünmüş yatıyorduk. Derken âdetimi gördüm. Yavaşçacık sıvışıp hayızlı iken giydiğim elbisemi giydim. Allah Resulü bana: Âdetin mi geldi? diye sordu. Evet, dedim. Bunun üzerine beni çağırdı. Saçaklı kadifenin altında kendileriyle birlikte yattım. (Ümmü Seleme) kendisi dedi ki: Ümmü Seleme ve Allah Resulü (a.s.) cünüplükten çıkmak için bir kap içinde yıkanırlardı.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 444&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Aişe (r.ah.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.) itikâfa girdiği zaman başını bana yaklaştırırdı da, ben de onu tarardım. İnsan için zaruri olan ihtiyaçları dışında kendisi eve girmezdi.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 445&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Aişe (r.ah.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Ben hayızlı iken Peygamber (a.s.) (mübarek) başını kucağıma yaslar, sonra Kur'an okurdu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 454&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hz. Ali (r.a.) şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Ben mezisi çok bir erkek idim. Kızının (benimle olan evlilik) durumundan dolayı ben Hz. Peygamber'e (a.s.) bunu sormaktan haya ediyordum. Mikdad b. Esved'e emrettim de o, kendisine bunu sordu. Bunun üzerine: &quot;Zekerini yıkar ve abdest alır&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 456&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İbn Abbas'ın anlattığına göre:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.) geceleyin kalktı. Hacetini giderdi. Sonra yüzünü ve ellerini yıkadı, sonra da (tekrar) uyudu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: .. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/hayiz_3286107.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:28:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>TAHARET</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/taharet_3286096.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/taharet_3286096.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:&lt;BR&gt;Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &quot;Herhangi biriniz abdestsizlik durumu içinde bulunursa, abdest almadıkça kılacağı namazı kabul edilmez&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 330&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hz. Osman b. Affan'dan (r.a.) nakledildiğine göre:&lt;BR&gt;&quot;Osman b. Affan abdest almak için su istedi ve abdesti şöyle aldı: Üç defa ellerini yıkadı. Sonra ağzını çalkaladı ve burnuna su verip çıkardı. Sonra üç kere yüzünü yıkadı. Sonra üç kere dirseğe kadar sağ elini yıkadı. Sonra sol elini aynı şekilde yıkadı. Sonra başını meshetti. Sonra üç kere topuklara kadar sağ ayağını yıkadı. Sonra bu şekilde sol ayağını da yıkadı. Sonra şunu söyledi: Allah Resulü'nün (a.s.) şu benim abdest alışım gibi abdest aldığını gördüm.&quot; Sonra Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &quot;Her kim şu abdestim gibi abdest alır, sonra kalkar, içinde kendi kendine namazla ilgisi olmayan şeyler konuşmaksızın iki rekât namaz kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır.&quot;&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 331&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ebu Enes'in (r.a.) anlattığına göre&lt;BR&gt;Hz. Osman (r.a.) Mescid'in yakınında Mekaid denilen yerde abdest aldı ve: Sizlere Allah Resulü'nün (a.s.) abdest alışını göstereyim mi? dedikten onra üçer üçer abdest aldı.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 337&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Abdullah b. Zeyd b. Asım Ensarî'ye (r.a.):&lt;BR&gt;Bize Allah Resulü'nün (a.s.) abdest alışı gibi bir abdest alıver, denildi. Bunun üzerine o, bir su kabı istedi. Ondan iki eline döktü, ellerini üç defa yıkadı. Sonra elini kaba soktu ve onunla su çıkarıp ağzını çalkaladı. Tek avucu ile burnuna su çekip yıkadı. Bunu üç defa yaptı. Sonra elini soktu ve su alarak yüzünü üç defa yıkadı. Sonra elini soktu ve onunla su çıkarıp iki elini dirseklere kadar ikişer kere yıkadı. Sonra elini sokup çıkardı ve ellerini öne ve arkaya doğru gezdirerek başını meshetti. Sonra topuklara kadar iki ayağını .. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/taharet_3286096.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:25:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İman</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/iman_3286052.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/iman_3286052.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;İMAN&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Ebu Hureyre (r.a.) bir hadisinde şöyle anlattı:&lt;BR&gt;Hz. Peygamber (a.s.) bir gün insanların arasında oturuyordu. O sırada ona bir zat geldi ve: &quot;Ey Allah'ın Resulü! İman nedir?&quot; dedi. &quot;Allah'a, meleklerine, kitaplarına, Allah'a kavuşmaya, peygamberlerine inanman ve keza son dirilmeye iman etmendir&quot; buyurdu. İslâm nedir? dedi. &quot;İslâm, Allah'a kulluk etmen ve ona hiç bir şeyi ortak yapmaman, Farz namazı dosdoğru kılman, farz kılınmış olan zekâtı vermen ve Ramazanda oruç tutmandır&quot; buyurdu. Ey Allah'ın Resulü! İhsan nedir? dedi. &quot;Allah'a onu görürcesine ibadet etmendir. Her ne kadar onu görmüyorsan da o seni muhakkak görür&quot; buyurdu. Ey Allah'ın Resulü, Kıyamet ne zamandır? dedi. (Cevaben Efendimiz) Buyurdu ki: &quot;Bu konuda sorulan sorandan daha çok bilgiye sahip değildir. Fakat onun alâmetlerini sana haber vereceğim: Cariyenin efendisini doğurması, onun alâmetlerindendir. Yalınayak ve çıplak kimseler, insanların idarecileri oldukları zaman, işte bu da onun alâmetlerindendir. Koyun çobanları yüksek bina kurmakta birbirleriyle yarışa başladıkları zaman, işte bu da onun alâmetlerindendir. (Kıyametin vakti) Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği beş şeye dahildir.&quot; Bundan sonra Peygamber: Kıyamet vakti hakkındaki bilgi ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez, yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez, şüphesiz Allah her şeyi bilendir, herşeyden haberdardırayetlerini okudu. Ebu Hureyre der ki: Sonra o şahıs dönüp gitti. Arkasından Allah Resulü (a.s.): &quot;O adamı bana geri getiriniz&quot; diye emretti. Bunun üzerine sahabeler onu geri getirmek için aramaya başladılar, fakat birşey göremediler. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): &quot;İşte o, Cebrail'dir. İnsanlara dinlerini öğretmek için gelmiştir&quot; buyurdu.&lt;BR&gt;Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 10&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Talha b. Ubeydullah (r.a.) şöyle anlatır.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/iman_3286052.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 15:23:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mevlana dan bir küfür daha</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/mevlana-dan-bir-kufur-daha_3282546.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/mevlana-dan-bir-kufur-daha_3282546.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Kaynak: Mevlana Celaleddin Rumi - Doç .Dr.Emine Yeniterzi, Türkiye Diyanet Vakfı Yay. 161, Ankara 2001&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;OL type=1&gt;
&lt;LI class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Mevlana şahsında Molla Cami&amp;#8217;nin küfrü (S.103-104)&lt;/B&gt; &lt;/LI&gt;&lt;/OL&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Molla Câmî; Hz. Mevlânâ'yı: &quot;Peygamber değildir, ama kitabı vardır.&quot;, Mesneviyi: &quot;Fars dilinde ya&amp;shy;zılmış Kurandır.&quot; ve türbesini de: &quot;Bu makam âşıkların Kabe'si oldu. Buraya noksan gelen herkes, olgunlaştı.&quot; ifadesiyle dile getirmiştir. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;OL type=1 start=2&gt;
&lt;LI class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;#8220;Mevlana rahibin cübbesini kendi cübbesine sarıp fırına attı.&amp;#8221; Yalanı (S.126)&lt;/B&gt; &lt;/LI&gt;&lt;/OL&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; MÜSLÜMAN-HRİSTİYAN&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir&amp;nbsp;&amp;nbsp; rahip&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mevlânâ'ya&amp;nbsp;&amp;nbsp; sordu:&amp;nbsp;&amp;nbsp; &quot;Yüce&amp;nbsp;&amp;nbsp; Allah,&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kur'ân-ı Kerîm'de; 'Sonra onlardan cehenneme gir&amp;shy;meye lâyık olanları, biz daha iyi biliriz.' (Meryem, .. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/mevlana-dan-bir-kufur-daha_3282546.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 09:28:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sünnet inkarcısı Süleyman Ateş'den büyük iftiralar</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/sunnet-inkarcisi-suleyman-ates-den-buyuk-iftiralar_3282530.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/sunnet-inkarcisi-suleyman-ates-den-buyuk-iftiralar_3282530.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Kaynak: İnsan ve İnsanüstü - Süleyman Ateş, Dergah Yayınları, 2.Baskı, İst-1985, &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;OL type=1&gt;
&lt;LI class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Süleyman Ateş Gaybı bilmek hususunda Allah&amp;#8217;a iftira ediyor.(S.183-184)&lt;/B&gt; &lt;/LI&gt;&lt;/OL&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/B&gt;Bu, gaybı bilmek anlamına gelmez. Fakat gaybı bilen Allah, kendi nuruna yaklaşan; bâtıl hayallerle hakikat suretlerinin görünmesine engel olan vesvese&amp;shy;lerle uğraşmayan kalbe bazı gerçekleri atar. Bu, ku&amp;shy;lun kendi gücüyle kazandığını bilgi değil, Allah'ın lutfuyla kendisine bağışlanan bilgidir. Allah'ın gaybı-nı kimse kendi dış duyularının gücüyle bilemez. Fa&amp;shy;kat Allah, kendisine yaklaşan kullarını bazı gayb bil&amp;shy;gilerine muttali kılabilir. Nitekim yüce Allah: «O gaybı bilendir. Kendi görünmez bilgisini kimseye göstermez.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ancak razî olduğu elçiye gösterir...» (Cin, 72/26-27), buyurmuştur. Yüce Allah, dilediği elçisini gaybına muttali kıl&amp;shy;</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 09:25:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tasavvufcuların Yalanları</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/tasavvufcularin-yalanlari_3282520.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/tasavvufcularin-yalanlari_3282520.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Kaynak: Diyanet Dergisi- Peygamberimiz özel sayısı, Ekim-Kasım-Aralık-1989, Cilt 25, Sayı: 4,&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;OL type=1&gt;
&lt;LI class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;#8220;Hz. Peygamber(s.a.v) efendimizin kainat&amp;#8217;ın sebebi , yaradılışın evveli , cemal&amp;#8217;in aynasıdır.&amp;#8221; yalanı (S.132)&lt;/B&gt; &lt;/LI&gt;&lt;/OL&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/B&gt;Hz. Peygamber (s.a.s.) efendimiz kâinatın sebebi, hilkatin evveli, nübüvvetin hâtemidir(Ahzab33/40). Hakk'ın ahlâkı ile mütehallî, O'nun bütün isim ve sıfatlarının- mazharı, enbiyânın serveri, evliyanın rehberi, rahmetin habercisi; bütün güzel sıfatlarla muttasıf, yolumuz, varlı&amp;shy;ğımız, hasta gönüllerin devası, kalblerin itmi'nânı, Cemâl'in mir'âtı-dır.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;OL type=1 start=2&gt;
&lt;LI class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;#8220;Sen olmasaydın, bu felekleri yaratmazdım.&amp;#8221; yalanı (S.132)&lt;/B&gt; &lt;/LI&gt;&lt;/OL&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/B&gt;O, İlâhî isimlerin zuhûr mahalli, varlıkların başlangıç sebebidir. &quot;Sen olmasaydın, sen olmasaydın, bu felekleri halketmezdim&quot; tar&amp;shy;zındaki kudsî hadîs İslâm Türk Edebiyatı şâirlerinin ortak malze&amp;shy;mesi.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/tasavvufcularin-yalanlari_3282520.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 09:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tasavvufta Sapmalar </title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/tasavvufta-sapmalar_3282509.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/tasavvufta-sapmalar_3282509.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoPlainText&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoPlainText&gt;Tasavvuf beden-ruh, zâhir-bâtın, lafız-mâna ayırımı yapar ve daima bunlardan ikincilere ağırlık verir, fakat birincileri de ihmal etmez. Bununla birlikte tarihî seyir içinde zaman zaman zâhir ile bâtın, zâhirî-şer`î ilimlerle batinî-mânevî ilimler arasındaki mesafe açılmış, uçurum derinleşmiştir. Açılan mesafeyi kapatmak için şeriatla tasavvufu bağdaştıran ve kaynaştıran Ebû Nasr es-Serrâc, Ebû Tâlib el-Mekkî, Kuşeyrî, Hücvîrî ve Gazzâlî gibi büyük mutasavvıf âlimler değerli eserler yazmışlar, böylece zâhir ehli ile bâtın ehli arasındaki zıtlaşmaları ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırmaya veya en aza indirgemeye çalışmışlardır. Tasavvufun Ehl-i sünnet arasında daha fazla yaygınlaşmasının önemli bir sebebi söz konusu mutasavvıf bilginlerin bu tür çalışmalarıdır. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoPlainText&gt;Zâhir ile bâtın, akıl ile kalp arasında zaman zaman görülen karşıtlığın ve uzlaşmazlığın sebebi çoğu zaman tarafların birbirini anlamalarını sağlayacak yeterli bilgi donanımına sahip olmamalarıdır. Yetişme tarzının, alınan eğitimin ve mizacın da bunda büyük tesiri olmuştur. Bu hususlar ihtilâfın bir dereceye kadar tabii ve anlaşılır sebepleridir. Taraflar birbiri hakkında yeterli bilgiye sahip oldukları zaman ihtilâf ya ortadan kalkar veya hafifler, hoşgörü sınırları içinde kalır. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoPlainText&gt;Söz konusu ihtilâfın diğer sebepleri tasavvuf perdesi altında İslâm'a dış kaynaklardan sokulmak istenen yabancı unsurlar, diğer dinlerden, mezheplerden, mistik akımlardan, felsefelerden ve dinî g.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/tasavvufta-sapmalar_3282509.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 09:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Süleymancılığın iç yüzü</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/suleymanciligin-ic-yuzu_3282465.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/suleymanciligin-ic-yuzu_3282465.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Dinleri Süleymancılık&lt;BR&gt;İmanları Para&lt;BR&gt;Has Huyları Gasp&lt;BR&gt;Meslekleri de Dilencilik Olan&lt;BR&gt;SÜLEYMANCILARIN İÇYÜZÜ&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Süleymancıları Allah-u Teâlâ&amp;#8217;nın dinden çıkardığını, İslâm dini ile hiçbir ilgileri olmadığını Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif&amp;#8217;lerle ispat ediyorum:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Allah-u Teâlâ En&amp;#8217;am Sûre-i şerif&amp;#8217;inin 159. Âyet-i kerime&amp;#8217;sinde onları kulluğuna kabul etmediğini, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz&amp;#8217;e haber veriyor:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Fırka fırka olup dinlerini parça parça edenlerle senin hiçbir ilgin yoktur. Onların işi Allah&amp;#8217;a kalmıştır. Sonra O, yaptıklarını kendilerine haber verecektir.&amp;#8221;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yani &amp;#8220;Ben onlardan ilgimi kestim, sen de kes!&amp;#8221; Bunu kat&amp;#8217;i olarak bildiriyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de Hadis-i şerif&amp;#8217;lerinde:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Ayrılık yapan bizden değildir.&amp;#8221; buyuruyorlar. (Münâvi)&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Allah-u Teâlâ kulluğundan, Resulullah Aleyhisselâm da ümmetliğinden çıkarmış oldu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Âyet-i kerime&amp;#8217;lerde şöyle buyuruluyor:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Şüphesiz sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde benden korkun.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Amma ne var ki, insanlar din hususunda kendi aralarında parçalara bölündüler, çeşitli kitaplara ayrıldılar. Her bölük, her parti kendi tuttuğu yoldan memnundur, yanında bulunan (din veya kitapla) sevinmektedir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Şimdi sen onları bir süreye kadar kendi sapıklıkları ile başbaşa bırak! &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kendilerine verdiğimiz servet ve oğullar ile, onların iyiliklerine koştuğumuzu mu zannediyorlar? Hayır, onlar işin farkında değiller.&amp;#8221; (Mü&amp;#8217;minun: 52-56) &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Allah-u Teâlâ&amp;#8217;nın çizdiği hudutları çiğneyerek dinden çıkan bu bölücülerin durumlarını şimdi izah ediyoruz:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Şüphesiz sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde benden korkun.&amp;#8221; (Müminun: 52)&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Allah-u Teâlâ burada bir hudut çevirdi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Âyet-i kerime&amp;#821.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/suleymanciligin-ic-yuzu_3282465.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 09:09:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ebu_Davud89@hotmail.com</title>
            <link>http://kitabussunne.blogcu.com/ebu-davud89-hotmail-com_3265522.html</link>
            <guid>http://kitabussunne.blogcu.com/ebu-davud89-hotmail-com_3265522.html</guid> 
            <description>.. ( &lt;a href=&quot;http://kitabussunne.blogcu.com/ebu-davud89-hotmail-com_3265522.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 13 Jun 2007 18:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://kitabussunne.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>